Sayfalar

KIZLARIM BÜYÜYOR

Lilypie Waiting to Adopt tickers Lilypie Waiting to Adopt tickers

HOŞGELDİNİZ.......

Blogumuzu ziyaret ederek bizi yalnız bırakmadığınız için kocaman teşekkürler, tekrar misafirimiz olmanız dileğiyle;

17 Mart 2009 Salı

Dogum Günü Hazırlıkları



15 Mart kızımın 2. yaş günüydü. Aslında ayrıntıları dün yazacaktım fakat iş yerinde çok kötü bir gün geçirdiğim için yazamadım. Yazacak çooook şey var. O yüzden parça parça yazmaya karar verdim.

Normalde doğum günlerinin kutlanmasını çok severim fakat abartıyı, çok lüksü sevmem. Geçen yıl 15 Şubatta Rize'ye taşındık ve 1 ay sonra kızımın 1. yaş gününü kutladık. Çok güzel bir şekilde kutlamak istiyordum ama şartlar buna izin vermedi. Doğum günü kutlamak içimde kaldı yani. Bu yıl geçen yılın acısını çıkardım ama. Burda vaktimde bol olunca biraz ufak tefek hazırlıklar yapayım dedim .

*********

*********

Önce davetiyelerden bahsetmek istiyorum. Renkli kartonlara 2 kat şeklinde Fatma Naz'ın elini çizip kestik. Bilek kısmından kurdela takıp ortasınada nazar boncuğu ekledik. Hem çok tatlı oldu hemde güzel bir hatıra. Davetiyelerin içine kişilere özel olarak farklı farklı mesajlar yazdık. Kızım çok kibar bizede davetiye göndermiş. İçinede Hem misafir hemde ev sahibi olarak 2. doğum günüme davetlisiniz yazmış. Davetli listesini oluştururken de kendi egolarımızı bir tarafa bıraktık ve Fatma Naz'a sorduk. Doğum gününde kimleri istiyorsun diye. Tamamen onun hazırladığı bir liste oldu.

*****
***
*

***
*

***

*


*********

Doğum günü şekerleride hazırladık. Tüllerin içine bademli çikolata şekeri ve antep fıstıklı şekerler koyduk. Çok şirin oldular. Üzerinede çocuklar için oyuncak koyduk. İsteyen büyüklerede bu oyuncaklardan verdik. Gelen misafirlerimize tek tek Fatma Naz şeker ikram etti.

*****

***

*





*********
Hazırlık deyince aklıma geldi cumartesi günü saat 10.30 da gidip 16.00 kadar uğraştığım kuaförde feci bir saç rengiyle çıktım. Saçlarım siyahtı rengini açtırayım biraz farklılık olsun dedim ama demez olaydım tam 180 derece farklılık oldu. Kızıl gibi kahve gibi belirsiz bir renk oldu.T abiki aralarda siyahlarda kaldı. Fatma Naz'da ,eşim de ,bende hiç beğenmedik ama yapacak bişey yok. Bir ay boyunca renkli renkli dolaşacağız artık.

NOT:Resimlerim çok güzel değil. Makinamıza hala alışamadık. Kusura bakmayın.

ARKASI YARIN....:)

15 Mart 2009 Pazar

İyi ki Varsin...



Iyi ki dogdun, iyi ki varsin ve iyi ki pirlanta kalpli arkadasimin kizisin Fatma Naz...

Seni tanidigimiz icin cocuklarim ve ben cok mutluyuz. Bak simdi bizimkiler benim araciligimla sana mesaj gonderiyorlar; "dogum gunun kutlu olsun de anne" diyorlar ;)

Dogum gunun kutlu olsun; omrun her daim guzelliklerle olsun insaallah... Rabbim seni hep iyi insanlarla karsilastirsin, her zaman huzurlu, saglikli ve basarili ol insaallah...
Yazan: Ayse Teyzen....
Nam-i diger; "Ayse teyze bebegine" ismini koyarken adindan esinlendigin insan ;)

*

***

*****

***

*

Not: Buraya nasil yazabildigimi merak edersen eger, annenin bloger hesabini bildigimden bugun senin icin gizlice dalis yaptim...;)

10 Mart 2009 Salı

Doktor Mehmet Bey


Dün gece Fatma Naz'ın ateşi yükseldi. Burun akıntısı, halsizlikde ekstra tabiki. Bizde sabah olunca soluğu doktorda aldık. Doktorumuz Özel Rize Tıp Merkezinde Dr. Mehmet TELLİOĞLU. Kızım doktorunu çok seviyor. Muayene olurken hiç sorun çıkarmıyor. Doktoruyla fotoğraf çekinmek istedi sağolsun Doktor Bey'de bizi kırmadı. Doktorumuz çok güzler yüzlü çok konuşkan , ilgili vesevecen. Kafanızda hiç soru işareti kalmıdan çıkabiliyorsunuz odasından. O yüzden de çok yoğun çalışıyor.
*****
*****
Fatma Naz şimdiden doktorundan etkilenerek ,
-Anne ben doktoy olucam diyor. Bazende
-Anne ben doktoy Mennet Bey olucam diyor.
Doktoruna öyle amca falan demek yok tabiki Doktoy Mennet Bey diye hitab ediyoruz.
Dünde Firdevs Teyzesine
-Teyje ben doktoy olucam. Çünkü Doktoy Mennet Beyin odası çok güjel demiş.
*****
İlaçlarınıda Doktor Mehmet Bey verdi diye istekli içiyor. Doktorumuz her hastasına da balon veriyor. Fatma Naz' da balon olayına çok seviniyor. Balon almadan çıkmıyor odadan.Dün verdiği balonu kaybetmiş bugün bana sıkı sıkı tembihliyor.
-Anne Doktoy Mennet Bey'e git balon al. Balonumu düşüydüm diyor.
*****
Ateşini ölçtürmeyide pek sevmiyor ama biz ona Doktor Mehmet Bey soruyor deyince hemen ölçtürüyor. Sonrada
-Ayada söyle ateşimi diye tututuruyor. Bizde arar gibi yapıyoruz.
*****

*****

Bu gece yine ateşlendi miniğim. Çıglıklarla kalktı ve beni çok şaşırtan şeyler söyledi.

-Anne benim ve Tuğba abbamın piyi bitti. Biji Doktoy Mennet Beye götüy pil takşin dedi.
Biraz ürktüm açıkcası. Tuğba ablasıda 3,5 yaşında, arkadaşımızın kızı. Fatma Naz Tuğba ablasıyla oynamayıda çok seviyor . Heralde arkadaşını özledi diye düşündüm. Hep diyorum zaten çocuk dünyası çok farklı.

6 Mart 2009 Cuma

Dostluk mu , Arkadaşlık mı , Kardeşlik mi .........

Dostluk mu, arkadaşlık mı, kardeşlik mi, adını koyamadığım bişey bu. Liseyi yatılı olarak okudum ben. Hem güzel hem de kötü günlerim çok oldu. Ama zaman kötü günlerimi hafızamdan uçururken, iyi günlerimi dahada pekiştirdi. İşte 4 yıllık yatılı okul hayatımda her zaman yanımda olan biri vardı. Canım arkadaşım Ruşenel. Arkadaşlıkda değil aslında dediğim gibi adını koyamadığım bişey. Bizimki öyle farklı bir sevgi, dostluk, arkadaşlık, kardeşliktiki kelimelerle anlatılması mümkün değil. O şimdi Niğde'de 2 çocuk annesi, bense Rize'de bir çocuk annesi. Aradaki mesafe çoook büyük ama sevgimiz ondan da büyük. Uzun süre görüşmesekde bilirizki biz birbirimizi her zaman düşünür ve severiz. Ses tonlarımızdan birbirimizin iyimi kötümü olduğunu anlarız. Gerçi o hiç bir zaman kötüyüm demez. Belkide beni üzmek istemez. Birbirimizin düğününde yine yanyanaydık. Yalnız yaşamak istemedik bu mutlu günümüzü.( Gelin arabasına bindiğimde ki gözyaşlarını hala unutamıyorum.)

*****

İşte bu gün o büyük dostun dogum günü. Sabah 08.10 da aradım ve dogum gününü kutladım. 30 oldun hayırlı olsun dedim. Evet otuz. Tanıştığımızda 15 di. Şimdi otuz. Ömrümüzün yarısında birlikteymişiz yani. 15 yıllık bir süreç dile kolay.

*****

Ben çok konuşurum , o dinler ; ben çok abartırım, o mütevazidir, ben çok becerikli değilimdir , o süper beceriklidir. Tencere kapak misali. Huzur verir insana , pamukların bile kıskanacağı bir yumşaklığı vardır onun.

*****

Yaklaşık 1 ay önce işte fotoğraflarda gördüğünüz cicileri örmüş göndermiş kızıma. Aslında gönderdiği gün bütün dünyayla paylaşmak istedim hem örgüleri hem de yüreğini. Ama ne yazacağımı bilemedim. Benim bile adını koyamadığım bir şeyi nasıl aktarabilirdim ki. Bu gün paylaşma günü dedim ve geçtim pc'nin başına. Ama yine tam olarak aktaramadım duygularımı. Olsun önemli değil nasılsa anlar o beni.

*****

İşte bunlar kızım için ördüğü yelekler.

***
*


*****

Bunlarda bana ve Fatma Naz'a ördüğü bereler. Canım arkadaşım benide unutmamış yani.

***
*


*****

Fatma Naz bu bereyi evde diğerini dışarda takmayı seviyor. Bunun saçı var ya ondan heralde.

***
*


*****

Bunlarda kızımın şaçları için tokalar. Küpeler bana ama...

***
*


*****

Bu beyfendilerde Ruşenel'in kuzuları. Bertuğ Fatma Naz'la yaşıt.

***
*


*****

Hayatımızda annemizi, babamızı, kardeşlerimizi seçme şansımız yok ama dostlarımızı seçme şansımız var. Kızımında ilerde senin gibi dostlar seçmesi temennisiyle!
İYİKİ VARSIN :)




2 Mart 2009 Pazartesi

Geçmiş Zaman Olur ki

Yazının başlığı neden mi böyle? Çünkü bu günlerden değilde 1-2 hafta öncelerden bahsedeceğim. Yani yaşayıpta yazamadığım şeylerden.

*****
*****
İlk önce sevgililer gününden başlamak istiyorum. Aslında eşimle aramda olan şeyleri buraya aktarmak istemiyorum ama hediye Fatma Naz'ıda ilgilendirince ekleyeyim dedim. Üç kişilik aile olunca hediyelerde böyle yön değiştiriyor işte. Ben hediyemi çok beğendim hatta Fatma Naz'da çok beğendi. Tabağın üzerinde kendi resmini görünce çok sevindi.Anne bak bu Fabma Naj, bu anne, bu baba diye güldü durdu. Değişik geldi heralde.
*****
***
*
2 hafta önce bir ilk yaşadık veFatma Naz'la parmak boyası çalışması yaptık. Benim biricik kızım şaheserler yaptı.
***
*

*****
Önce kendini sonra resimleri boyadı ama olacak o kadar.

*****
***
*

*****
Ama kendini boyayınca anne ben pallaço odum deyip fırladı yatak odasındaki dolabın aynasına. Cazip gelmiş olacak ki aynayıda boyamış benim güzel kızım. Babası bu duruma biraz sert çıkışıncada gitmiş ıslak mendille aynayı temizlemiş. Yani kendince temizlemiş. Aslında fenada olmamış. Güzel temizlemiş benim kuzum. Ama maharet benim kızda değil. Bir kutu ıslak mendille herkes temizlemeyi becerirdi heralde. Yazdım bunu bir kenara ufaklık. Yaptığı boyamalar şimdilerde buzdolabımızı süslüyor.
*****
***
*
*****
Hatta boyadığı dinazor resmini misafirliğe gittiğimiz Nazan Teyzesine hediye etti bile.
*****
Şimdi yazacağım şu satırları özlemle yazıyorum. 2 hafta önce Rizemiz günlük güneşlik iken şimdi bulutlu ve sürekli yağışlı. Tam bahar geldi derken tekrar kış geldi. Burda güneş olurda evde oturulur mu? Zaten zar zor buluyoruz güneşi. İşte o hafta sonlarımız. Hemen attık kendimizi sahildeki parka. Yanımıza kuruyemiş, çay vs. Bol bol parkta oynadık.Bu arada atlı karınca çalışmıyor tabiki. Sadece görüntü var.
*****
***
*
*****
Hava o kadar güzel ve sıcaktı ki çocuklar kumla bile oynadı.
*****
*****
Gökyüzü berrak deniz berrak anne, baba ve Fatma Naz hep birlikte daha var mı ötesi. Anlayacağınız süperdi.
*****

*****

Hep geçmişten bahsettim. Gelelim bu günlere. Ben hastayım tabiki kızımda. Üşütmüşüz. Ben fena öksürüyorum. Sakın yanlış anlaşılmasın park sefasından sonra değil. Ondan 2 hafta sonra hastalandık. Neyse geçelim bu tatsız konuları.

Ben hastayım ya kızıma naz yapmam lazım ya. Çünkü hastalığın olmazsa olmazıdır naz.

-kızım bana neden bakmıyorsun? diyorum.

Fatma Naz gözlerini koca koca açarak burnumun dibinde bitiyor.

-anne bakıyoyum ya......

Yani bakmak deyince gözle bakmayı anlıyor şu anda.

*****

Birde bu aralar desem mi yok yok her zaman cüzdanımı karıştırmayı çok sevmiştir. Yine birgün karıştırırken yakaladım ve

-bu ne ? diye sordum (Yani ne yapıyorsun anlamında)

-annesinin kumbayası. diye cevap verdi.

Cüzdanı kumbara olarak düşündü. Yanlışda değil değil mi?(Boş kumbara:) )

*****

Fatma Naz normalde anne, baba der. Fakat bizi çağırmak istiyorsa

- annesi, babası, amcası diye seslenir.


Bizi örnek alıyor heralde. -

Babası Fatma Naz'a su getirir misin? diyoruz mesela.

Ne kadar dikkatli bu bücürük bakar mısınız . Kelimeleri cımbızla seçiyor.

*****

Geçende mutfakta ısrarla bişey istiyor. Ne istiyorsun kızım diyorum,

-bu bu işte. Diyor ama gösterdiği yerdede bir yığın şey var. Kızım ismini söyle deyince..

-cüt istiyoyum diyor.

Süt dediği cezve. Cezvede ona süt ısıtıyoruz ya cezvenin ismini bilemeyince görevini söylemiş benim kızım.

*****

Bu günlük bizden bu kadar......

16 Şubat 2009 Pazartesi

Ben mi Ayşe Teyze Bebek Mi?

Blogumuzu takip edenler bilir. Yaklaşık 3 ay önce İstanbul'a arkadaşım Ayşe'yi ziyarete gitmiştik. Arkadaşımda Fatma Naz'a dua okuyan bir bebek almıştı. Kızımda annesi gibi çok kibardır ya bebeğin ismini Ayşe Teyze bebek koymuştu. Dikkatinizi çekerim Ayşe değil Ayşe Teyze bebek,
*****
***
*


*****

Bizim Ayşe Teyze bebek o günden sonra Fatma Naz'ın favori oyuncağı oldu. Fatma Naz bebeğini çok seviyordu ve hiç kucağından düşürmüyordu. Yemek yerken , uyurken yani anlayacağınız her anları birlikteydi.
*****
***
*

*****
Ama ne olduysa, şimdilerde Ayşe Teyze bebek bizim yumurcağa rakip mi desem adını koyamadığım bir durum işte. Mesela geçenlerde kızıma toka aldım ve saçlarını güzelce bağladım. Saç bağlatmayı çok sevmediği için belki heveslenir diye kızım kalan tokalarıda Ayşe Teyze bebeğe takalım mı dedim. Ama şiddetle karşı çıktı. Biraz şaşırdım. Ama çok da umursamadım çünkü Fatma Naz kıskanç bir çocuk değil. Aksine çok paylaşımcı ve sevecen bir çocuktur. Ama gün geçtikçe Ayşe Teyze bebeğe karşı bu tavırları artmaya başladı. Mesela artık bebeğini yatağında istemiyor. En ilginç olanda;


- Anne ben Ayşe Teyje bebekten güjelim. demesi.


Bende teyit ediyorum tabiki kızım sen ondan çok güzelsin diye.


Sonra arkası çorap söküğü gibi geliyor.


-Ama o benden daa güjel dua okuyo.


Ve ben kalakalıyorum. Evet abartmıyorum aramızda böyle diyaloğlar geçiyor. Hayır kızım sen ondan daha güzel okuyorsun desemde inanmıyor.

*****
***
*


*****

Sübhanekeyi Ayşe Teyze bebekten öğrendi. Ve her gece yatarken okuyor. Bazen takılıyor bende uyarıyorum. Galiba bu duruma biraz bozuluyor. Çünkü Ayşe Teyze bebek hiç takılmadan okuyor, yemeklerini yiyor, sütünü içiyor, hiç yaramazlık yapmıyor, Fatma Naz'ın annesi Ayşe Teyze bebeği çok seviyor...............

*****

Bana şu anda sihirli lambadan bir cin çıksa ve dile benden ne dilersen dese...Hiç düşünmeden Fatma Naz'ın düşüncelerini okumak derdim. Gerçekten çok merak ediyorum. Bu çocuklar neyi, nasıl, niçin, düşünür.....Mesela benim hakkımda, babası hakkında ne düşünüyor. Biz ona yetebiliyor muyuz? Ya da eksikliklerimiz ne? Bizden ne istiyor.? Ne bileyim işte bu tarz şeyleri merak ediyorum. Bu yaşadığımız son olay da hepimize gösterdi ki çocuk dünyasının çok farklı kuralları var.

13 Şubat 2009 Cuma

Sevgi Ödülü



Blog dostlarımdan; artık evimizin kızı gibi olan Çise'nin annesi Fatma , meslektaşım Nurcan , yeni tanışıpda hemen kaynaştığımız Asuman , nazlı Sude Naz'ın annesi ve minik bebişimizin annesi Binnur tarafından bu sevgi ödülüne layık bulunmuşum.
Hepsine çok teşekkür ediyorum ve bu çoşkun sevgi selinin daha da çoşup çağlaması için arkadaşlarımdan;
*****
***
*
  • En küçük blog yazarı ünvanıyla tanınan Paşa' ya ,
  • İki tane mis kokulu papatya annesi olan Derya'ya ,
  • Hemşerim Hatice'ye,
  • Blogunu her okuduğumda duygu seline kapıldığım Yadigar'a ,
  • Rahatsızlığından dolayı hergün aklımda olan Zehra'ya ,
  • Tontonlarım Yağız Efe ve Yaman Efe'nin annesine ,
  • Çiçeği burnunda anne İlknur'a

I LOVE YOUR BLOG....

*************************************

Oh ben ödülü aldım oturayım yok arkadaşlar şimdi sıra sizde. Aşagıda ki adımları takip ederek paylaşıldığı zaman azalmayan tek şey olan sevgiyi dağıtabilirsiniz. Böylece yeni bloglarla tanışma ve dostluklar kurma fırsatları yakalayabiliriz. Hepinize şimdiden kolay gelsin.

1. Seni ödüllendiren blog yazarının linkini vermek.

2. Bu ödülü başka 7 blog sahibine linklerini vererek göndermek.

3. Seçilen blog yazarlarını durumdan haberdar etmek.