Yazının başlığı neden mi böyle? Çünkü bu günlerden değilde 1-2 hafta öncelerden bahsedeceğim. Yani yaşayıpta yazamadığım şeylerden.
*****
*****
İlk önce sevgililer gününden başlamak istiyorum. Aslında eşimle aramda olan şeyleri buraya aktarmak istemiyorum ama hediye Fatma Naz'ıda ilgilendirince ekleyeyim dedim. Üç kişilik aile olunca hediyelerde böyle yön değiştiriyor işte. Ben hediyemi çok beğendim hatta Fatma Naz'da çok beğendi. Tabağın üzerinde kendi resmini görünce çok sevindi.Anne bak bu Fabma Naj, bu anne, bu baba diye güldü durdu. Değişik geldi heralde.
*****
***
*
2 hafta önce bir ilk yaşadık veFatma Naz'la parmak boyası çalışması yaptık. Benim biricik kızım şaheserler yaptı.
***
*
*****
Önce kendini sonra resimleri boyadı ama olacak o kadar.
*****
***
*
*****
Ama kendini boyayınca anne ben pallaço odum deyip fırladı yatak odasındaki dolabın aynasına. Cazip gelmiş olacak ki aynayıda boyamış benim güzel kızım. Babası bu duruma biraz sert çıkışıncada gitmiş ıslak mendille aynayı temizlemiş. Yani kendince temizlemiş. Aslında fenada olmamış. Güzel temizlemiş benim kuzum. Ama maharet benim kızda değil. Bir kutu ıslak mendille herkes temizlemeyi becerirdi heralde. Yazdım bunu bir kenara ufaklık. Yaptığı boyamalar şimdilerde buzdolabımızı süslüyor.
*****
***
*
*****
Hatta boyadığı dinazor resmini misafirliğe gittiğimiz Nazan Teyzesine hediye etti bile.
*****
Şimdi yazacağım şu satırları özlemle yazıyorum. 2 hafta önce Rizemiz günlük güneşlik iken şimdi bulutlu ve sürekli yağışlı. Tam bahar geldi derken tekrar kış geldi. Burda güneş olurda evde oturulur mu? Zaten zar zor buluyoruz güneşi. İşte o hafta sonlarımız. Hemen attık kendimizi sahildeki parka. Yanımıza kuruyemiş, çay vs. Bol bol parkta oynadık.Bu arada atlı karınca çalışmıyor tabiki. Sadece görüntü var.
*****
***
*
*****
Hava o kadar güzel ve sıcaktı ki çocuklar kumla bile oynadı.
*****
*****
Gökyüzü berrak deniz berrak anne, baba ve Fatma Naz hep birlikte daha var mı ötesi. Anlayacağınız süperdi.
*****
*****
Hep geçmişten bahsettim. Gelelim bu günlere. Ben hastayım tabiki kızımda. Üşütmüşüz. Ben fena öksürüyorum. Sakın yanlış anlaşılmasın park sefasından sonra değil. Ondan 2 hafta sonra hastalandık. Neyse geçelim bu tatsız konuları.
Ben hastayım ya kızıma naz yapmam lazım ya. Çünkü hastalığın olmazsa olmazıdır naz.
-kızım bana neden bakmıyorsun? diyorum.
Fatma Naz gözlerini koca koca açarak burnumun dibinde bitiyor.
-anne bakıyoyum ya......
Yani bakmak deyince gözle bakmayı anlıyor şu anda.
*****
Birde bu aralar desem mi yok yok her zaman cüzdanımı karıştırmayı çok sevmiştir. Yine birgün karıştırırken yakaladım ve
-bu ne ? diye sordum (Yani ne yapıyorsun anlamında)
-annesinin kumbayası. diye cevap verdi.
Cüzdanı kumbara olarak düşündü. Yanlışda değil değil mi?(Boş kumbara:) )
*****
Fatma Naz normalde anne, baba der. Fakat bizi çağırmak istiyorsa
- annesi, babası, amcası diye seslenir.
Bizi örnek alıyor heralde. -
Babası Fatma Naz'a su getirir misin? diyoruz mesela.
Ne kadar dikkatli bu bücürük bakar mısınız . Kelimeleri cımbızla seçiyor.
*****
Geçende mutfakta ısrarla bişey istiyor. Ne istiyorsun kızım diyorum,
-bu bu işte. Diyor ama gösterdiği yerdede bir yığın şey var. Kızım ismini söyle deyince..
-cüt istiyoyum diyor.
Süt dediği cezve. Cezvede ona süt ısıtıyoruz ya cezvenin ismini bilemeyince görevini söylemiş benim kızım.
*****
Bu günlük bizden bu kadar......