Sayfalar

KIZLARIM BÜYÜYOR

Lilypie Waiting to Adopt tickers Lilypie Waiting to Adopt tickers

HOŞGELDİNİZ.......

Blogumuzu ziyaret ederek bizi yalnız bırakmadığınız için kocaman teşekkürler, tekrar misafirimiz olmanız dileğiyle;

8 Eylül 2009 Salı

Fatma Naz'dan Argolar!!!!!

Benim minik kızım büyüdü büyüdü kocaman oldu. Zaten konuşma konusunda hiç bir zaman sıkıntı yaşamamıştı. Şu andada tamamen konuşma dilini çözmüş drumda. Gerçi uzun süredir bülbül gibi şakıyor ama bu son dönemdeki şakımalar pek bir farklı. Fatma Naz 'ın 2 yaşına kadar televizyon izlememesi konusuna çok dikkat etmiştik. Zaten kendisininde televizyon izleme konusunda bir talebi olmuyordu. Ne olduysa şu Buz Devrinden sonra oldu. Günde 1 kere muhakkak Buz Devrini evde izlemek istiyordu bizde izin veriyorduk. Takiiiii Şu olanlar yaşanan kadar........ Yazdıklarım hayal ürünü değil tamamen gerçektir...

Bir gün Fatma Naz'ı beşiğine çıkartmak için kucağıma aldım eh haliyle insan 7 aylık hamile olunca biraz zorlanıyor .Biraz oflayarak puflayarakda olsa bizim kızı beşiğinine koydum. Fatma Naz hanım başını manalı manalı sallayarak bana;

-Başardın dostum demesin mi?

Ben şok oldum.Daha 2,5 yaşındaki kızım bana başardın dostum diyor. Güleyim mi ağlayayım mı bilemedim.

Başka birgün Firdevs Teyzesine gelen bir komşu Fatma Naz'a

-Üzerindeki tişört artık sana küçük geliyor onu kardeşine verirsin demiş. Fatma Naz şöyle bir yan yan bakmış kadına ve,

-Yemezler diye karşılık vermiş.

Kadın şok olmuş. Tabii duyunca bende şok oldum. Bizim hiç kullanmadığımız argo kelimeleri nasıl yerli yerinde kullandı, nereden nasıl öğrendi diye düşünürken aklımıza Buz Devri geldi. Oturdum ve Fatma Naz' la birlikte izledim ve bu lafların oradaki Sit'e ait olduğunu keşfettim. Birçok kere izlemiş olmama rağmen o konuşmalar benim hiç dikkatimi çekmemiş. Bizim küçük hanımda çımbızla çeker gibi o lafları ezberlemiş. Neyseki kızımla konuştum ve hallettim bu argo kelimeleri. Artık kullanmıyor.

Küçücük masum yavruların ağzına hiç yakışmıyor bu argo kelimeler değil mi ?

25 Temmuz 2009 Cumartesi

İlk Sinema , İlk Konser

Geçen hafta Fatma Naz'la bazı ilkler yaşadık. Ailece stres atmaya ihtiyacımız olduğu için herkesin hoşuna gidecek faaliyetler yapalım dedik. Ve önce sinemaya gitmeye karar verdik. Sinemaya 3 yaşından küçük çocukları almıyorlarmış ama biz kızımıza kefil olduk ve sinemaya girebildik. Kızımızda bizi utandırmadı ve film boyunca hiç sesini çıkarmadı. Gerçi dinazorlardan biraz korkunca anne amcaya söyle televizyonu kapatsın diye bana fısıldadı ama korkacak bişey olmadığına inandırmayı başardık ve sorunsuzca filmimizin sonuna kadar geldik. Arada sırada Fatma Naz 'ın sesi "bunlar canavar ama koykacak bişey yok" diye cıkmadı değil. Zaten sinemda bizden başka 4 kişi daha vardı. Bu arada hangi filmemi gittik tabiki hepimize uygun bir film olan Buzlar devri-3. Biz eğlendik ama bazı yerlerinde çocuklar korkabilir. O yüzden temkinli olmakta fayda var. Fatma Naz'ın filmdeki favorisi mamutlardı. Belkide file benzedikleri için onları çok sevmiştir. Şimdilerde hergün evde Buzlar Devri-2'yi izliyor. Eee ne yapalım elimizde olan o. Buzlar devri-3'ü daha alamadık:) Buzlar Devri-2 ve daha birçok cizgi film cd sini eşim ben Fatma Naz'a hamileyken arkadaşlardan almıştı. Kızım büyüyünce izler demiştide bende çok gülmüştüm. Daha beşik bile almamışken film cd'si almak garibime gitmişti.Haksızmıyım ama......
&
&
Gelelim ilk konser deneyimine. Müdürlüğümüzün Dumansız Yaşama Destek için organize ettiği bir konserdi. Bizde dumansız yaşama destek veren bir aile olduğumuz için hem konsere katıldık hemde imza listesine ismimizi yazdık. Yöresel sanatçıların katıldığı bir konserdi ve çok hoştu. Sadece arada sırada protesto için özellikle sigara içenler oldu. Onun dışında rahatsız edici bir durumla karşılaşmadık. Yalnız Fatma Naz Birol abisinin ona verdiği uçan balonlar elinden kaçmasın diye o kadar sıkı sıkıya tuttuki bu yüzden dans bile edemedi. Bu arada Dumansız Yaşama Destek veren en küçük gönüllü benim kızımdı. Yazmadan geçmeyeyim dedim:)
&

17 Temmuz 2009 Cuma

Yeniden Merhaba;

Annem uzun süredir sağlık problemleri, iş yeri problemleri, benim çiş problemim gibi sebeblerden dolayı yazamıyor. Bakın görüşmeyeli ben kocaman bir kız oldum. Çok büyümüşüm değil mi?(Maaşallah) Annem öyle diyo....
***
*

*****

Ama annem yavaş yavaş toparlanmaya başladı ve bana söz verdi. Artık blogumu güncelleyecek. Çünkü oda bu durumdan çok rahatsız. En kısa sürede görüşmek dileğiyle.

8 Nisan 2009 Çarşamba

Fındık , Fıstık Ooooooo

Dün gece sabaha karşı çok komik bir o kadar da ilginç mi ilginç bir olay yaşadık. Tarihe bu olayı muhakkak not düşmeliyim diye düşündüm. Hala gülüyorum halimize.

Olay mahalli anne ve babanın yatağı. Olay saati sabaha karşı 4-5 suları. Genelde yatakta 4,5,6 kişi olabiliyoruz o gece kaç kişiydik hatırlamıyorum. Fatma Naz'ın oyuncaklarıda bizimle yatıyorda. İlk evlendiğimizde bu yatağı neden bu kadar büyük almışız diye kendi kendimize kızıyorduk. Sonuçta ikimizde minyonuz. Ama yatağın büyük olmasının nimetlerini yeni yeni görüyoruz.

Eeee neyse olayı sulandırmayayım. Fatma Naz o saatte hıçkıra hıçkıra hemde iç çeke çeke ağlayarak kalktı. Bir yandan gözlerini ovuşturuyor bir yandan ağlıyor bir yandan da "anne fındık yiycem, leblebi yiycem" diyor. Hemde o saatte. Neye uğradığımız şaşırdık. Arkasından da "anne kıyakeyde kaymamış "diye hıçkırmasın mı.Ya şu çocuklar ne kadar saf rüyasına bakarmısınız. Biz rüyamızda yok efendim yılan, köpek, düşman, savaş görürüz benim kızım fındık, leblebi ,kraker görüyor.Ama çok güldük o anki haline. O kadar tatlıydı ki anlatamam. Normalde ağlamıyor bıcırık iç çeke çeke göz yaşı döke döke ağlıyor. Süreklide "fındık yiycem, leblebi yiycem, kıyakeyde yok" diye hayıflanıyor.Neyse onu sabah yersin kızım hiç biri bitmedi diye ikna edip yatırmamız yarım saatimizi aldı. Sabahta beklenen durum oldu ve uyanamadığımız için işe geç kaldık. Çantasına koyduğum kuruyemişleri ve krakerleri bir çırpıda yemiş teyzesinde. Afiyet bal şeker olsun kuzuma.

2 Nisan 2009 Perşembe

Ordan, Burdan,Şurdan.......


Miniğim seninle bu haftamız çok güzel geçti.Senin olduğun her günümüz güzeldi ama 2. doğum gününden sonra sanki sana sihirli bir el değdi ve büyüyüverdin. Beni hayretler içinde bırakıyorsun biliyor musun? Birlikte her gün bir faliyet yapmaya çalışıyoruz. Geçen gün patates baskısı ve ip baskısı yaptık. Çok sevdin sen bu işi ben yoruldum babanla devam ettin baban yoruldu ama sen hala yorulmadın. Baskı konusunda çok başarılıydın. Tebrikler. Dünde ev resmi çizip içine mercimek , nohut yapıştırdık. Bunda pek başarılı olamadık ama neyse. Mercimekleri yemeye kalkmasaydın daha uzun sürebilirdi yapıştırma işimiz. Kızım yeme dedikçe " ama anne neden" diye sorup durdun.Kızım çok sert dişin kırılır dedim ama nafile illaki deneme yanılma yöntemini kullanacaksın ya devam ettin yemeye. Ama baktın ki çok sert birazda halılar yesin diye halıya döktün. Ben de sana küstüm. Ama sen sürekli beni öpüp ve kendini zorla öptürüp "anne bayışalım mı " diye tutturdun. Sen mercimekleri toplayınca barıştık tabiki.
**********
Bu ay Meraklı Minik Dergisinin ekinde kurbağa maskesi vardı. 1 hafta boyunca maskeyi takıp vırakladın. Kurbağalar bile senin gibi güzel vıraklayamaz. Hayvanları çok seviyorsun ve onlara çok meraklısın. Maşallah tanımadığın hayvan yok. Karakulağı bile tanıyorsun. Meraklı minik dergisi sağolsun. Öpsem prensese dönüşür müsün acaba?
***
*
*********
Bu hafta benim kızım ne kadar büyümüş diye merak ettim ve boyunu ölçtük. Minnoş kızım 86 cm çıktın.Eh işte idare eder. Büyüme eğrin ortalarda gidiyor. Biz sana ne yaparsak sende bebeklerine aynısını uyguluyorsun ya hemen hepsinin boyunu ölçtün. Bebeğin boyu 90 cm miş. Sen ölçtün sen söyledin. Biz senin yalancınız. Sonra bir hışımla kendi boyunuda ölçmeye kalktın. Bize güvenmedin mi yoksa bıcırık. Ama o kendi boyunu ölçerken ki haline bittim. Ne kadar masum duruyorsun. Yalnız boyunu mu yoksa enini mi ölçtüğün pek belli değil.:) Yıllar sonra bu satırları okumayı Allah sana ve bana nasip ederse şimdiden "Anne ya.." dediğini duyar gibiyim.
***
*
***
* **********
Bunlarda bizim evin Altın Kızları. Bebeklerinle yan yana oturmayı çok seviyorsun. Onları uyutuyorsun, mama yediriyorsun, biri muhakkak kucağında oluyor. Gecede onlarla yatıyorsun. Arkadaş gibi görüyorsun onları heralde. Yoksa sen kardeş mi istiyorsun:)

İsimlerinide kendin koydun. Örgü bebek, Mantar bebek, Şarkı söyleyen bebek. Bazende bir ikisini Firdevs Teyzene götürüyorsun. Bu gün de kiraz bebeğini götürdün. Sabah doğum gününde diktirdiğimiz kırmızı askılı eteğini giydin ve (dolaptan kendin seçtin) "anne bu gün ben çok şık odum. Teryzem beni gezmeye götüysün." dedin. Cavitlere gitmek istiyormuşsun. Bu dileğini teyzene ilettik bakalım belki götürür. Caviti çok seviyormuşsun ama o sana oyuncaklarını vermiyormuş ve çok yaramazlık yapıyormuş.
***
*

**********
Sana çok büyüdün dedim ya nerden anlıyorum büyüdüğünü biliyor musun. Geçenlerde lokantaya gittik. Tabiki sen yanımızda olunca parkı olan bir lokantayı tercih ettik. Biz yemeğimiz babanla rahat rahat yedik ve sen parkta kendi halinde hiç sorun çıkarmadan oynadın. Ordaki kardeşlere çok saygılı davrandın. Senden küçüklere yardım ettin. Bu merhametin için sana çok teşekkür ediyorum canım yavrum. Beni çok mutlu ettin. En çokda parktaki evleri seviyorsun. Acaba sana bir çadır mı alsak bilemiyorum ki. Blogcu Teyzelere sorarız , deneyimlerinden faydalanır gerekliyse alırız tamam mı kuşum.
***

*

***
*
***
*
***********
Akşam babanla seni bu halde yakaladım. İkinizde çok tatlıydınız. Pardon üçünüzde aradaki biberonuda unutmayalım. Seni uyutmakta biraz zorlanıyoruz bebeğim . Anlıyorum sen bizimle daha çok vakit geçirmek için uyumak istemiyorsun ama sabah bizim gibi mesai için kalkıyorsun. Hemde büyümen için uyuman lazım değil mi bitanem. Bende seninle uzun uzun vakit geçirmek istiyorum ama kaliteli vakit. Uykuluyken hiç bişeyin tadı olmuyor ki. Sen uyuyunca 1 saat boyunca başında bekleyip seni izliyorum. Zaten masum bir meleksin ama uykuda dahada masumlaşıyorsun. İtiraf ediyorum seni biraz sıkıştırıp öpüyorumda. Uykunda seni rahatsız ettiğim için üzgümnüm ama dayanamıyorum ne yapalım. Sen de o kadar tatlı olma o zaman.
***
*
**********
Bu Erol Taş hallerin beni öldürüyor zaten. Çok kibarsın çok tatlısın ama çatal kullanmayı sevmiyorsun.10 parmak ve 2 el kullanmayı tercih ediyorsun yemek yerken. Aslında bu yemek değil akşam yemeğimizi yedik ve ben ertesi akşama tavuk çorbası yapıyordum ki tavukları görünce dayanamadın yiycem diye tutuurdun. İştahlı bir çocuk değilsin ama ete ve tavuğa dayanamıyorsun. Küçük bir tabağa koyduk kabul etmedin , hepsini istedin ve daldın içine. Neyseki o yemeği sadece biz yedik misafirimiz falan yoktu. Ama o tavuk çorbasında ayrı bir tat vardı sanki. Senin ellerinden bal damlamış anneciğim. Hiç bu kadar güzel çorba içmemiştim.
***
*
***********
Hafta sonu gittiğimiz marketin birinde dinazor vardı önce yaklaşmadın ama sonra pek sıkı fıkı oldunuz. Hiç bırakmak istemedin dinazoru.Dinazorda seni çok sevdi. Çünkü diğer çocuklar hep ağladı onu görünce ama sen tanışmayı tercih ettin. Aferin sana.
***
*
********
Minnoş kızım bu fotografda gözüken dolap babanla benim dolabım ama senin kıyafetlerin tarafından işgal edilmiş bir haldeler. Kıyafetlerin yetmiyormuş gibi birde sen giriyorsun dolabın içine. Şaklanıyormuşsun. Saklanırkende bağırıyorsun" ben buraya şaklanıyorum beni bulun "diye. Bizde arama numarası yapıyoruz ve sonuç ne oluyor hadi bil. Sonunda zorda olsa seni buluyoruz. Sen bu duruma çok keyifleniyorsun. Basıyorsun kahkahayı. O halin o kadar sevimli oluyor ki anlatamam. Sana bakıyorum bakıyorum ama doyamıyorum.
***
*
********
Yaşına göre kelime dağarcığında çok geniş ve kelimeleri uygun yerde kullanıyorsun. Hafta sonu dışarı çıktık. Beni doktora götürdün. Dışarda yağmur yağıyordu ve biraz soğuktu. Bu durum karşısında senin yorumun beni hayretlere düşürdü. "Anne havada pek soğuk" dedin. Ardındanda "çok fena yağmur yağıyor" deyince ben koptum zaten. Sen yoksa 2 yaşında değil misin bize numaramı yapıyorsun. Benim bile kullanmadığım sıfatları sen bir çırpıda yerli yerinde kullandın. Maşallah sana.
********
Bu günlerde bana çok düşkünsün. Nedenini bilemiyorum ama bişeyler mi hissediyorsun. Kendine bir rakip falan:) Bu bana düşkün hallarinden hiç şikayetçi değilim. Aksine hoşuma gidiyor. Anneciğine hiç kıyamıyorsun. Azıcık uzansam hemen üzerimi örtüyorsun. İlacımı getirip kendi ellerinle veriyorsun. İlaç içmeyi hiç sevmiyorum ama sen verince bir başka oluyor. Sen benim için çok değerli ve çok özelsin. Bunu hiç bir zaman unutma olur mu?
***********
Yazdıklarımı şöyle bir okudum da gerçekten başlığa yakışır bir yazı olmuş. Daldan dala konmuşum. Ne yapayım hayat hızla akıp geçiyor, herşey Fatma Naz dahil çok hızlı değişiyor. Ben ancak yakalayabildiklerimi klavyeden aktarabildiğim kadarıyla yazabiliyorum.



25 Mart 2009 Çarşamba

Cumartesimiz ve Tavsiye

Cumartesi günü her ay olduğu gibi eşimin iş arkadaşları ve eşleriyle birlikte yemeğe çıktık. Erkekler kendi aralarında gün yapmışlar ve her ay Rize'yi ve çevresini tanımak adına değişik yerlerde yemek yiyelim demişler. İyi demişler. Geçen ay bizi götürmemişlerdi ama neyse o konuyu hiç açmayalım. Sadece burda hatırlatayım da unuttum zannedilmesin.
Size bu ay gittiğimiz harika yerden bahsetmek istiyorum. Belki yolunuz Karadenize düşerse uğrarsınız. Rize'ye 30km, Trabzona 50 km. uzaklıkta iki ilin arasında Çamburnu Tünelini geçince hemen solda bir yer. Ama ne yer arkadaşlar. Belkide ben Kırşehirli olduğum için değişik gelmiş olabilir diyeceğim ama bütün arkadaşlar benimle aynı fikirdeydi.

İşte burası....
***
*
*********
Burası yemek yediğimiz yer.
***
*
*********
Dışarı serin olduğu için balkonda yiyemedik.İçerde yemek zorunda kaldık. Balkondan baktığınız zaman tepesini göremediğiniz uzun uzun çam ağaçları ve hemen bitiminde suları hiç durulmayan Karadenizi görüyorsunuz. Dalga seslerini duymanızı isterdim. Plajıda var ama şu anda çok gözükmüyor. Denizin su seviyesi yükseldiği için kapanmış.

İşte bu oku takip editorsunuz.....
***
*
*********
Sonra bu merdivenlerden tıkır tıkır iniyorsunuz.....
***
*
*********
Bu kayanın altından geçip.....
***
*
*********
Plaja ulaşıyorsunuz.
***
*
*********
Karadenizdeki plajlar çakıl oluyor. Kumsal çakıl bulmak zor. Şu anda denize giremedik ama yazın inşallah burayı tekrar ziyaret edeceğiz. Yalnız çoşgun Karadenizde yüzmek biraz cesaret işi. Hemencecik derinleşiyor. Dikkatlı olmak lazım yani.

Gezdik gördük gelelim yediğimize içtiğimize. Öncelikle hizmet ve yemeklerin lezzeti çok güzeldi. Hepimiz köfte yedik. Ama yedikten sonra fotoğraf çekmek aklıma geldi. Hep böyle oluyor zaten. Midem dolmazsa aklım çalışmıyor sanki:) Garson beye rica ettik bize köfte resmi çekti ama pişmemiş olduğu için burda yayınlamayayım dedim. Ama ikramlardan bahsedeceğim.

Kaygana ve lahana dolma...
***
*
*********
Kaygana hamsiyle yapılan bir aperatif ama içinde hamsi olduğunu pek anlayamıyorsunuz. Çok lezizdi. Lahana dolmayı kıymalı yapıyorlar ama ben zeytinyağlı daha çok seviyorum. Yinede yedim oda çok güzeldi. Mısır ekmeği yanında turşu ve bol salata. Zaten onlardan atıştırınca doyuyorsunuz. Ama yinede köftelere hayır diyemiyorsunuz.
*********
Birazda manzara.....
***
*
*********
*********

23 Mart 2009 Pazartesi

Doğum Günü Hediyeleri

Doğum günü hediyelerini yayınlayacağım dedim üzerinden 3 gün geçti. Biliyorsunuz arkadaşımız Ayşe'nin blogu bana yardım ederken yanlışlıkla silinmişti. O yazamadığı için bende yazmak istemedim. Şükürler olsunki Ayşe bloguna kavuştu. Artık bende gönül rahatlığıyla yazılarıma devam edebilirim.Kocaman bir ohhhhhhhhhhhhhhh
*********
Öncelikle hediyeleri yayınlamamın sebebi hepsinin ayrı ayrı anlamlarının olması ve Fatma Naz'ın hepsine de çok beğenmesi. Belki sizede bir faydam olur diye düşündüm. Eşim ve ben hediye konusunda çok titiz davrandık.Maddi değeri düşük fakat anlamları büyük hediyeler seçtik.Özellikle maddi değeri düşük hediyeler tercih ettik ki çocuğun ilerde beklentileri çok yüksek olmasın. Yani geleceğimize yatırım yaptık. Bunun 3, 4, 5....... doğum günleri var. Tabiki şaka fakat doğum günü veya hediye denilince çocuğun aklına büyük şeyler alınması gerektiği gibi bişey gelmesin istedik.

*********
Önce ilk hediyemizden bahsedelim. Mutlu Çocuklar Arda , Verda ve annesi Ayşe'den geldi. Gizlice blogumuza dalış yapıp doğum günümüzü kutlayarak bize sürpriz yaptılar. Süper bir fikir olduğunu kabul etmek lazım değil mi..... Yüreğinize sağlık....
*********
Babamızın hediyesi Fatma Naz'ın deyimiyle bayık..
***
*
*********
Buda amcamızın hediyesi kakkumba.
***
*

*********
Fatma Naz iki hayvanınıda çok sevdi.Her sabah kalkıp onlara günaydın diyor ve mammalarını veriyor. 2 günde birde babasıyla birlikte sularını değiştiriyorlar. Maşallah kızım hayvancıklarına hiç eziyet etmiyor. Onlara merhametli davranıyor. Apartman dairesinde beslenebilecek en mantıklı hayvanlar diye düşündük.Bir şekilde çocuklara hayvan sevgisini aşılamak lazım değil mi.
*********
En çok kendi hediyemin resmini yayınlayıp biraz bencillik yapmak istiyorum. Fatma Naz'a özel kitap.
***
*
*********
Kitabın ilk sayfasına kahramanın resmi basılıyor. Fatma Naz kitapta kendi resmini görünce sevinçten uçacaktı. Şimdilerde kitabın ismi Fatma Naz'ın kitabı. Artık okumaktan Fatma Naz'da ezberledi. Biz başlamadan kendi başlıyor. "Fatma Naz 2 yaşındaydı Rize'de yaşıyoydu ... "diye
***
*

*********
Kitabın en son sayfasına istediğiniz bir not yazdırabiliyorsunuz. Bütün bunlar nerde mi yapılıyor. İşte burda....
***
*

*********
Bunlarda blog arkadaşım Yadiğar'ın hediyeleri. Fatma Naz'ın kitap kurdu olduğunu biliyormuş gibi arkadaşım süper kitaplar göndermiş. Özellikle Davranış Serisi kitaplarını Fatma Naz hiç elinden düşürmüyor. Bende çok beğendim ve çocuklarınıza tavsiye ediyorum. Kitaplar Zambak yayınlarına ait. Yadiğarcığım başka tavsiye edebileceğin kitaplar varsa ve paylaşırsan çok seviniriz. Sanal alemden gerçek aleme uzanan bu dost eli için çok teşekkürler.
***
*

*********
Bunlarda Van'dan arkadaşım Necmiye'nin hediyeleri. Yadiğarcığımla pişti olmuşlar ama neyse. Bizde bir tanesini başka bir arkadaşımıza hediye ederiz artık. Hediyeyi hediye etmek sünnettir zaten. 365 günde Sevgili Peygamberimiz adlı kitabı kızım çok sevdi. Tabiki uzun uzun okumuyorum. Kısa kısa özetliyorum.
Fatma Naz'la ilgili her konuda bana yardımcı olduğun için hakkını nasıl öderim bilmem. Hatırlıyormusun Necmiye Fatma Naz hapşırsa seni arardım. Belkide benim ve Fatma Naz'ın hayatını kurtaran birisin biliyorsun değil mi. Hamilelikteki böbrek rahatsızlığımda doktorumu bile ayarladın en ızdıraplı günümde yanımdaydın.Şimdide mutlu günümüzde bizi yalnız bırakmadın. Çok teşekkürler....
***
*

*********
Bu bebek süper bir bebek zaten. Taaa Nevşehirden geldi. Ben örmeyi beceremedim canım arkadaşım bir gecede örmüş göndermiş. Hemde dostluk kokan sıcak bir kahve kokusuyla birlikte. Hatta blogunda bahsettiği gelin damatlı lifide bana göndermiş. Canınız sıkılırsa dertleşmek isterseniz telefon numarası 0505..... şaka canım o kadar uzakta değilsin işte burdasın.
***
*
*********
Firdevs Teyzemizin el emeği göz nuru. Ben örgü şeyleri çok seviyorum. Tamam artık her şeyin hazırı var ama el emeği bir başka oluyor. Heralde kendim beceremediğim için bana cazip geliyor.
***
*

*********
Bunlarda bebişlerimiz. Safinaz bebeğimizi Ankara'dan Fidan Teyzemiz gönderdi.
***
*
*********
Bunlarda pişti olunan iki hediye daha. Fatma Naz'ın filleri sevdiğini b
ilenler fil almışlar. Allahtan renkleri farklı. Biri anne fil diğeride baba filmiş Fatma Naz öyle diyor.
***
*
*********
Bu da Allah'ın bize hem hediyesi hemde emaneti. Saf ve temiz olarak aldığımız bu emeneti saf ve temiz olarak yetiştirmek nasip olur inşallah.
***
*

Hediyelerimiz bunlar. Bu doğumgünümüzde şehir dışından çok hediyemiz geldi. Herkese tek tek teşekkürler.

Doğum gününden sonra Fatma Naz sanki birden bire büyüdü. Çok mutlu. Sürekli gelip boynuma sarılıyor ve "anne şeni çok şeviyoyum "diyor. Hareketleri değişti gibi geliyor bana. Konuşmasında zaten hiç sıkıntı yoktu ama hareketler aynen abla hareketleri gibi. oldu.
Aaa aklımdayken Fatma Naz'a bir hediye daha verdim ama şimdi açıklayamayacağım. Sürpriz bir hediye oldu. İnşaallah gelecek hafta sizlerlede paylaşacağım.

20 Mart 2009 Cuma

Lütfen Dikkat Çok Önemli

Arkadaşlar bu gün çok kötü bir olay yaşadım. Yani canım arkadaşım Ayşeyle birlikte yaşadık bu kötü olayı. Ayşeyi hepinizin tanıdığını ve çok sevdiğini biliyorum. Mutlu Çocuklar Arda ve Verda'nın annesi. O İstanbulda ben Rizedeyim ama bu gün ona büyük bir zararım dokundu. Aslında sadece ona değil hepimize zarar verdim sayılır. Yardım sever arkadaşım bana yardım edeyim derken yanlışlıkla kendi blogunu sildi. Çok üzgünüz. Şimdi geri yüklemek için uğraşıyor ama şu saate kadar başarılı olamadı. Eğer bu konuda bilgisi olan varsa lütfen ayseirmak@yahoo.com adresine mail atsın. Lütfen yardımlarınızı bekliyoruz. ÇOK ÖZÜR DİLERİM AYŞE ÇOK ÜZGÜNÜM.........

19 Mart 2009 Perşembe

Doğum Gününden Kesitler

Bir önceki yazıda arkası yarın demiştim ama üzerinden iki gün geçti. Fotoğrafları falan anca toparlayabildim. Bizim reklam aramız biraz uzun sürdü anlayacağınız. Kusura bakmayın.
**********
Doğum günümüze geçen yılda olduğu gibi amcamız da geldi. Bu yıl yalnız gelmedi ama. Nişanlısı Neslihan'la birlikte geldiler. Belki 3. doğum günümüzde 3 kişi olarak gelirler kim bilir. Amcamız taaa İstanbul'dan Naslihan ablamızda Ankara'dan geldi. Ailece çok mutlu olduk. Ama 24 saat bile kalamadan dönmek zorundaydılar. Malum ikiside çalışıyorlar. Hemde özel sektör.

**************

Amcamız Nisan'da askere gidiyor. Bakalım neresi çıkacak. İnşaallah yakın yerlerden bir yer olurda sık sık ziyaretine gideriz. Amcamız Fatma Naz'ı, Fatma Naz'da amcamızı çok seviyor. Amcamızda sevilmeyecek gibi değil yani. Benim amcam ol diye ısrar ediyorum ama kabul etmiyor. :) Doğum günü dedim hep amcamızdan bahsettim ama ne yapalım Yasin'in Fatma Naz'ın kalbindeki yeri bir başka. Sanki sevgililermiş gibi telefonda amcasına kapris yapar. "Konuşmuycam ben şana küştüm "der. Her telefon çaldığında "Amcam ayıyo" diye sevinç çığlıkları atar. İki gün telefonda görüşmeseler "Anne amcam ayamıyo " diye sitem eder.Neslihan ablasını amcasından kıskanacak diye çok korktuk ama neyseki öyle bir durum yaşanmadı. Neslihan Ablasının aldığı hediyelerden kaynaklanan bir durummu acaba diye düşünmedim değil. Hediyelerin hatrına bizimki suskun kalmış olabilir. Yalnız Fatma Naz hanım amcasını görünce bize hiç pas vermedi. Bu duruma biz pek memnun olduk . Biraz dinlendik.
***
*

*********
Neslihan Rize'ye ilk defa geldiği için onu biraz gezdirelim dedik. Vakitte kısıtlı olunca hızlı bir Rize turu yaptık. Önce sabah kahvaltısı için Dağmaran'a çıktık. Dağmaran Rize'nin en tepe yerinde bir tesis. Rize; çayıyla, yeşiliyle, deniziyle ayaklarınızın altında.

***

*

*************

Çok hoş, huzur verici, otantik bir ortam. Amca yeğen sobanın başında bol bol ısındı.

***

*

***********

Ardından Ziraat Tepesine gittik. Buranın manzarasıda süper. Rize'ye özel ağaçlar renk renk çiçekler görülmeye değer yani. Neslihanda biyoloğ olduğu için bu değişik ağaçlar dikkatini çekti ve bol bol resim çekti. Ardından sahilsiz Rize olur mu dedik ve sahilde kısa bir yürüyüşle gezimizi sonlandırdık. Eee eve gidip daha doğum günü hazırlıkları yapılacak. Neyseki Neslihan vardı ;iki elden hazırlıkları bitirdik. Yaşar Beyde nasılsa Neslihan var diye bol bol dinlendi..

**********

Koştura koştura hazırladığımız masamız.....

***

*

*********

Üzerinde iyiki varsın ,iyiki doğdun yazılı mütevazi pastamız........

***

*


***********

Hazırlıklar bitti misafirler geldi ama ortada bir sorun var. Doğum günü çocuğu Fatma Naz uyuyor. Artık onu uyandırdık . Aceleyle giydirdik. O yüzden saçları falan dağınık çıkmış resimlerde yavrumun. Önce kızım kendi elleriyle her gelen misafirimize doğum günü şekerlerinden ikram etti. Her zaman Firdevs Teyzesi Fatma Naz'a hizmet ederdi, doğum gününde Fatma Naz teyzesine hizmet etti.

***
*


*********

Ardından mumlarımızı üfledik. Nedense biraz zorlandık. Aslında antremanlıydık ama uykulu olunca biraz nefesimiz zor çıktı. Tabiki mumlar sönünce Fatma Naz "baba bi daha" diye isteyince hepimizi güldürdü.

***
*
*********
Amcayla pasta keserken...
***
*

********

Tuğba Ablası ve Fatma Naz....
***

*

*************
Ardından hediyeler. Ama hediyelere buradan bahsetmek istemiyorum. Hediyelerimizin hepsi çok özel ve güzeldi. Hepsinden ayrı ayrı bahsetmek istiyorum. Hem çok anlamlı hediyeler hemde sizlerede fikir verir belki diye düşünüyorum. O yüzden onları yarına bırakıyorum. Bu sefer ki reklam arası söz kısa olacak.
ARKASI YARIN...