Sayfalar

KIZLARIM BÜYÜYOR

Lilypie Waiting to Adopt tickers Lilypie Waiting to Adopt tickers

HOŞGELDİNİZ.......

Blogumuzu ziyaret ederek bizi yalnız bırakmadığınız için kocaman teşekkürler, tekrar misafirimiz olmanız dileğiyle;

17 Haziran 2010 Perşembe

Cumartesi...

Hava çok sıcak.Hele nem bunaltıyor insanı.Evde durulmuyor, dışarda durulmuyor. Ne yapacağımızı şaşırmış vaziyetteyiz. Allahtan sahildeki parklar bizi kurtarıyor. Azda olsa denizden gelen esinti ferahlatıyor insanı. Cumartesi günü İyidere Belediye'sinin yeni yapmış olduğu bir parka arkadaşlarla birlikte gittik.



Bu park hem çocuklara hemde büyüklere göre dizayn edilmiş. Rize'nin sahilindeki parklarda güzel ama çok kalabalık.Her üç kişiden biri tanıdık çıkıyor.Yürüyüş yapsan insanlara çarpa çarpa ilerleyebiliyorsun. Eee 1. çay sezonu bitti. Herkes köylerden Rize'ye dönmeye başladı.




Fatma Naz bol bol kumda oynadı, spor yaptı, sallandı ve arkadaşıyla dedikodu yaptı.




İki kız böyle ağız ağıza vermiş ne konuşuyor dersiniz. Valla ben bilmem. sadeca görüntü yakalayabildim, ses kaydedemedim.




Zeynep Neva dönen salıncağa bindi. Malum her çocuk gibi oda salıncakta sallanmayı pek sevdi. Anneside onu bol bol salladı.


 



Acıkıncada Rize'nin kel simitinden yedi. Ben 32 dişimle yiyemiyorum bu simidi, ağzında tek diş bile olmayan yavrum evire çevire simidin hakkından geldi.


 


Dedim ya burası büyükler içinde ideal bir yer diye. işte bizimkiler karınlarını doyurdular çayı kimin demleyeceğini belirlemek için okey turnuvasına başladılar.


 


Ben mi? 2 çocuklu bir anne  olarak çocukların karınlarını doyurdum, serinlesinler diye sık sık ellerini yüzlerini yıkadım, tuvalet ihtiyaçlarını giderdim, okey oynayanları seyrettim,bol bol da fotoğraf çektim. Daha ne olsun....

25 Mayıs 2010 Salı

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Çok Tatlı Görünüyodu Ama,


Mutfakta Zeynep Neva'ya çorbasını içirdim ve abla kardeşi baş başa bırakarak lavaboya geçtim. 5 saniye sonra Zeynep Neva'nın çığlıklarıyla kendimi mutfağa attım. Gözlerinden yaş gelecek kadar çığlık çığlığa ağlıyor. Hemen Fatma Naz'a ne olduğunu sordum. Ama cevap yok. Panikledim. Kendi kendime de yok canım ne olacak 5 saniyede kardeşine ne yapabilir ki gibi düşüncelerle içimi ferahlatmaya çalışıyorum.



Bütün sakinliğimle tekrar sordum kızım kardeş neden ağlıyor. Fatma Naz'da gayet sakin hiç birşey olmamış gibi rahat bir şekilde ve hatta oynadığı oyununa devam ederek eli acıyoda ondan ağlıyo dedi Allah Allah ne oldu ki eline kızım dedim. Aynı sakinlikle ben ısırdımda ondan demesin mi. Ben şoktayım, inanamadım hiç ısırma huyu olmayan çocuk kardeşinin elini ısırmış. Hemen Zeynep Neva'nın eline baktım; kocaman diş izleri. Allahtan bir kere ısırmış. Niye ısırdın kızım diye soruncada, çok tatlı görünüyodu ama diye gayet masumca cevap veren bir kızım var.


13 Mayıs 2010 Perşembe

30 Nisan 2010 Cuma

26 Nisan 2010 Pazartesi

UNUTULMAZ(1)...

*Canım kızım Fatma Naz'ın 2. doğum gününden üç gün sonra yani 18/03/2oo9 Çarşamba günü 4 kişilik aile olma yolunda olduğumuzu öğrenmem unutulmaz...


*Bu haberi ilk olarak abla adayı kızımla paylaşmam unutulmaz...


*2 gün zar zor sabredip Cuma günü hamilelik haberini babasına Fatma Naz'ın baba annemin karnında kardeş var diye vermesi unutulmaz...


*2. defa baba olacak eşimin tepkileri ise hiç unutulmaz. İlk tepkisi doğal olarak inanmamak oldu. Yok canım falan dedi ve umursamadı. İkinci tepkisi işin ciddiyetini anlayınca bu evde niye her şeyi en son ben duyuyorum Fatma Naz bile biliyorda ben bilmiyorum diye kızmak. Üçüncü tepkisi diğer odaya geçip takır tukur sesler çıkarmak. Hayrola ne yapıyorsun diye soruncada eh artık eve 4. bir kişi daha geliyor masraflar artacak kırılan ütü masasını tamir ediyorum cevabını vererek beni hayretlere düşürmek. Neden mi? Ütü masası bayağı bayağı kırılmıştı ve değiştirecektik. Elinden hiç tamir işi gelmeyen eşim o panikle o kadar güzel tamir etmişki masayı hala kullanıyoruz. 4. tepkisi ertesi gün (haftasonu) sabahın erken saatlerinde kalkıp evi süpürmek. Ne yapıyorsun deyincede eh 9 ay boyunca bu işi ben yapmayacak mıyım zaten deyip işine kaldığı yerden devam etmek. İlk hamileliğim çok zor geçmiştide malum çok fazla ev işi yapamamıştım.Ordan aklında kalmış galiba. Peki bu tepkiler unutulur mu hiç?


*10 nisanda çalıştığım şubemi değiştirmem ve değiştirme sebeblerim unutulmaz.Hazımsızlık şikayeti olan arkadaş ve aman bana dokunmayan bin yaşasın zihniyetinde olan yöneticiler sayesinde......Ama farkında olmadan bana iyilik kendilerine kötülük yaptıklarını anlamaları unutulmaz.Vah onlara. Ayrıca kısa sürede yeni şubemde kurduğum dostluklar unutulmaz.


*10 Mayısda başladığımız tuvalet eğitimini hala Fatma Naz'a veremeyişimiz hiççççççççç unutulmaz. Biz unutsak koltuklar ,kanepeler , halılar ve tarih unutmaz. Bu konuda rekorlar kitabına bile girebiliriz.:)))))


*4 Haziranda bebeğimin ilk hareketlerini hissetmem unutulmaz. Bir hissettim pir hissettim zaten ondan sonra hiç durmadı.17 Haziranda doktor beyin gözünüz aydın masrafınız az olacak diye verdiği 2. çocuğumuzunda kız olacağı haberi ve benim o andaki yaşadığım panik unutulmaz.İki kız çocuğu annesi olmanın ağır bir sorumluluk gerektiği gibi bir his uyandı içimde sanki çocukların cinsiyeti farklı olsa işler daha kolay olacakmış gibi geldi birden.


*Ağustos ayında Fidan teyzemizin bize yaptığı ziyaret unutulmaz.Gezdiğimiz gördüğümüz yerler hiç unutulmaz. Çamburnunda çamların arasında kahvaltı , Uzungölün ve Sümele Manastırının karşısında yaptığımız mangal keyifleri unutulmaz.Rizeden Ünyeye kadar yaptığımız tatil turunun tadı da hala damağımızda.


*Hamileliğimin 26. haftasında ortaya çıkan gestasyonel diabet(gebelik şekeri) hastalığı unutulmaz. Bu rahatsızlıktan dolayı yaptığım ağır diyet, günde 8 kere parmaktan şeker ölçümü ve ardından yapılan insülin iğneleri..... Ne zor bir hastalıkmış.Allah diabet hastalarına sabır versin. Bu hastalığın aslında bana faydası da oldu diyebiliriz. Gebeliğimin 26. haftasına kadar 11 kilo 40. haftasına kadar da 1 kilo almamı sağladı. Toplam 12 kiloyla sonlandırdım hamileliğimi. Diyet yapmak zorunda olmasam 2o kiloyla falan kapatırdım herhalde. 60 kiloyla başlayıp 72 ile sonlandırdım ve doğum sonrası 62 kiloydum Şimdi mi hiç sormayın 65 kiloyum. Gebelikte diyetime o kadar sadıktım ki bir gram fazla bişey yemiyordu. Hamilelik bitince ne yapayım yiyeceklere saldırdım. Hatta sezeryanın 4. gününde canım istiyor diye kalkıp pasta bile yaptım. Bir itirafta bulunmak istiyorum ve bu konuda kendime çok kızıyorum. Hastalıklar bizim için bir imtihandır ve başımıza geldiğinde verdiğimiz ilk tepki çok önemlidir. Bunu biliyorum ama ben hep çok ağır tepkiler veriyorum Sonra aklım başıma geliyor durumu kabulleniyorum ama verdiğim ilk tepkilere çok üzülüyorum. Bu rahatsızlığımıda öğrenince başladım ağlamaya Allahım neden ben ,zaten ben hastalıktan çok çektim ,nasıl günde sekiz kere parmağıma iğne batırırım gibi bir sürü laf işte. İlk hamileliğimde bebeğimin ölmesi, Fatma Naz'a hamileliğimde sol böbreğime Nefrostomi açılması, Zeynep Neva'ya hamileliğimde diyabet.... Gerçekten çok zor süreçler yaşadım ama bunların sonu hep sağlık ve mutluluk oldu. Hem biliyormusunuz anne karnındayken bile bebeklerimiz akıllı bebeklermiş. Hamilelikte bize sinyal gönderiyorlarmış. Anne sen ilerde diabet hastası olmaya adaysın yediklerine dikkat et. Bu da Allah'ın bir hikmeti işte.

Bu günlük bu kadar. Şimdiye kadar yazamadığım ama hafızamın hep bir yerlerinde duran bazı olayları tarihe not düşmek istedim. Devamı daha sonra. Daha yazacak çooook şeyim var.

16 Mart 2010 Salı